15 Temmuz 2009 Çarşamba

Estetik Cerrahi .doktor , güzellik , ameliyat ,ilaç

Estetik Cerrahi .doktor , güzellik , ameliyat ,ilaç

Estetik cerrahi hızla gelişiyor. Özellikle son 10 senede bir çok yenilik oldu ve artık eskiden hayal bile edilemeyen şeyleri yapmak mümkün. Ben bu siteyi hazırlarken hem estetik ameliyatları anlatmaya hem de bir estetik cerrah olarak yaptığım işe bakış açısımı yansıtmaya çalıştım. Sizin dışarıdan göremeyeceğiniz bazı ayrıntıları gösterebilmeye çalıştım. Yazdıklarım sadece benim bakış açımı yansıtıyor, bildiğim ne varsa en açık şekilde anlatmaya çalıştım. Eksik bulduğunuz, sormak istediğiniz herşeyi bana yazabilirsiniz. Hergün gelen bütün e-postaları yanıtlamaya çalışıyorum.

Estetik cerrahide her doktorun farklı yaklaşımları olmasının çok normal olduğunu, bir başkasının benim tavsiyelerimin tam tersini söyleyebileceğini de bilmenizi isterim. Bu doğruları yanlışlar arasında çok net sınırların olmadığı, daha çok kişisel yaklaşımların ön planda olduğu bir tıp dalı.

Sitemde öncesi sonrası hasta resmleri ve ameliyatlar ile ilgili fiyatlar yok. Bu hem yasal bir zorunluluk hem de böyle olması daha iyi diye düşünüyorum. Bunlar dışında benim bildiğim, inandığım herşey var.

7 Nisan 2009 Salı

Kadın Cinsel Organlarının Yapısı

Kadın Cinsel Organlarının Yapısı
Kadın üreme organları (genital organlar) dışta yer alanlar ve içte yer alanlar olmak üzere ikiye ayrılır. İç genital organlar kadın iskeletinde bacakların hemen üzerinde yer alan leğen kemikleri ve bel kemiği tarafından oluşturulan kemik çatının (latince pelvis) içinde koruma altına alınmışlardır.
Kadın Organlarının Yapısı ve İşleyişi

Yandaki resimde kadın genital organları önden bakışta şematik olarak görülmektedir.
Kemik Çatı

Kadın doğası gebe kalmaya, rahim içinde gelişmekte olan bebeği büyütmeye ve nihayet olgunlaşmış bebeği dünyaya getirmeye göre düzenlenmiştir. Bu görevleri yerine getirmek amacına yönelik olarak kadının kemik çatısı erkeğin kemik çatısına göre belirgin farklılıklar gösterir:

Yandaki resimde solda alt alta yer alan iki resimde erkeğin kemik çatısı üstten ve önden bakışta, sağda alt alta yer alan iki resimde ise kadının kemik çatısı üstten ve önden bakışta görülmektedir. Dikkatlice bakıldığında erkeğin üstten bakışta kemik çatı açıklığının kalp şeklinde, kadının kemik çatı açıklığının ise yuvarlak olduğu görülebilir. Bu farklılık erkeğin leğen kemiklerinin yapısının daha çok ağır yük taşımaya yönelik, kadının leğen kemiklerinin yapısının ise bebeğin başının doğum esnasında leğen kemikleri tarafından oluşturulan doğum kanalına girmesine yönelik yapılanmasından kaynaklanmaktadır.

Yine benzer bir şekilde önden bakışta erkeğin leğen kemikleri alt açısı dar, kadının leğen kemikleri alt açısı bebeğin doğum kanalından dışarıya rahatça çıkabilmesine olanak tanımak için geniş açılı olarak yapılandırılmıştır.

Kadının kemik yapısının üzerinde yer alan kaslar ve bağlar bebeğin doğum kanalından geçerek dış dünyaya çıkma sürecinde ona mümkün olan en geniş alanı sağlamak amacına yönelik olarak gevşemeye elverişli olarak yapılandırılmışlardır. Erkeklerin leğen kemikleri daha çok yük taşımaya elverişli olacak şekilde biçimlendirildiğinden kaslar ve bağlar çok fazla gevşeme göstermezler. Kadınlarda bel ağrısının erkeklere göre daha sık görülmesinin en muhtemel nedeni budur.

Dış Genital Organlar

Kadın dış genital organları vücudu örten cilt tabakasının bir devamıdır ve kadın iç genital organlarına giriş kapısını, bebeğin doğduğu "doğum kanalından" çıkış kapısını oluştururlar. Dış genital organlara topluca vulva adı verilir.


Dış genital organların karşıdan bakıldığında görüntüsü

Kadın dış genital bölgesinin genel yapısı

Vulva, kadın dış genital bölgelerine karşıdan bakıldığında üstte "çatıyı" oluşturan leğen kemiklerinin birbiriyle orta hatta birleştiği bölgenin oluşturduğu kabarıklık olan pubis tepesi, altta anüs ve yanlarda büyük (dış) dudaklar adı verilen yapılarca sınırlanan bölgedir.
Pubis tepesi cilt ve altında yağ dokusu içerir, üzeri genital kıllarla kaplıdır. Pubis tepesinin hemen altında klitoris bulunur. Dış genital organların bir tabaka altında kadının doğum yapmasında, idrar ve dışkı çıkışı gibi işlevleri istemli olarak yürütmesinde önemli yeri olan kaslar bulunur. Bu kaslara topluca pelvis tabanı kasları adı verilir.

Dış (büyük) dudaklar

Dölyolu (vajina) girişini sağlı sollu örten cilt kıvrımlarının dışta yer alanlarıdır. Dış dudaklar önde genital kılların olduğu pubis tepesinde, arkada ise anüsün hemen üstünde birleşirler. Üzerleri genital kıllarla kaplıdır ve cilt altında yağdokusu içerirler.

İç (küçük) dudaklar

Sağlı sollu dış dudakların iç yüzlerinde yer alan, klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılardır. İdrar deliği ve vajina girişinin etrafını sararlar. İç dudaklar normal şartlarda bacaklar kapalıyken görünmezken bazı kadınlarda dış dudaklardan daha geniş olduklarından dışarı taşabilirler. Kılla kaplı değildirler ve ciltaltı yağdokusu içermezler.

Vajina girişi

İç dudakların devamında yer alan ve kızlık zarına kadar devam eden 1-2 santimetrelik bir kısımdır. Kızlık zarı yırtıldıktan sonra vajinayla birleşir.

Kızlık zarı

Latince de hymen ("himen" okunur) olarak adlandırılan bu yapı, ince olmasına karşın nispeten esnektir ve ortasında bir veya daha fazla sayıda delik içerir. Her kadında farklı yapıya sahip olmasına karşın, genellikle ilk ilişki esnasında hafif bir kanamayla yırtılır ve böylece vajina girişiyle vajinanın birleşmesini sağlar.

Kızlık zarının kadın genital organlarını enfeksiyondan koruduğu söylense de, ortasında adet kanamasının akmasını sağlayacak deliği veya delikleri olan bu yapının bakterilerin geçişini nasıl engellediği açıklanamadığından, bu işlevi tartışmalıdır.

Klitoris

Klitoris hemen pubis tepesi altında yer alan bir yapıdır ve üstte ve yanlarda iç dudaklarla çevrilidir. Klitorisin hemen alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur. Klitorisin dıştan görünen düğme şeklindeki parçasının yanında vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu vardır ve bu haliyle klitoris gerçekte Y şeklinde bir yapıdır. Klitoris cinsel ilişki esnasında aynen erkeğin penisi gibi sertleşebilme özelliğine sahiptir. Kan damarlarından oldukça zengin bu yapı kadın orgazmında önemli görevler üstlenir.

İdrar Deliği (uretra ağzı)

Klitorisin hemen altında, iç dudakların önde birleştiği yerde bulunan ve idrarın dışarı boşaltılmasını sağlayan idrar deliği aşağıda anlatılacak olan uretra adlı yapının son kısmını oluşturur.

Perine

Perine dış dudakların arkada birleştiği yerle anüs arasında yer alan bölgedir. Ciltle kaplı olan bölge ciltaltında idrar ve dışkı işlevlerinin kontrolünü sağlayan kasları barındırır. Bu kaslar doğum eylemi esnasında mümkün olduğunca gevşeyerek bebeğin başının doğmasına izin verirler.

Doğum eyleminin son aşamasına gelindiğinde bebeğin doğumunu kolaylaştırmak amacıyla perineye yapılan kesiye epizyotomi (doğum kesisi) adı verilir. Bu kesinin amacı bebek doğarken bu bölgenin yırtılmasını ve altta bulunan perine kaslarının zarar görmesini engellemektir.

Vulvada bulunan salgı bezleri

Dış genital bölgenin kurumasını önlemek ve cinsel ilişkide gerekli kayganlaşmayı sağlamak işlevini yürüten birkaç adet salgı bezi vardır. Bunlar arasında en önemlileri idrar çıkış deliğinin yanlarında yer alan Skene bezleri ve vajina girişinin yakınında sağlı sollu yer alan Bartholin ("bartolin" okunur) bezleridir.

Makat (anüs)

Makat kalın bağırsağın son kısmıdır ve depolanan dışkının dışa atılmasını sağlar.
Bu yapının vajinaya ne kadar yakın olduğuna dikkat edin. Bu anatomik yakınlık nedeniyle kalın bağırsaktan dışkılama esnasında gelen bakteriler vajinayla yakın temasta olurlar ve enfeksiyon tehlikesi oluştururlar.

Kadınların tuvalet sonrası temizlikte dikkat etmeleri gereken çok önemli bir kural vardır:

Temizlik arkadan öne (anüsten vajinaya) doğru değil, önden arkaya doğru yapılmalıdır. Zira arkadan öne temizlik kalın bağırsak bakterilerinin vajinaya ve buradan da uretra ağzına bulaşmasına ve bu bölgelerde sık sık enfeksiyonlar yaşanmasına neden olabilir.

Kızınıza tuvalet eğitimi verirken de bu kuralı öğretmeyi ihmal etmeyin.

İç genital organlar

;;İç genital organlar penisi içine kabul eden vajinayla başlar, rahim içine giriş kapısı olan ve aynı zamanda sperm için bir depo görevi üstlenen rahim ağzıyla, bebeğin büyüyerek geliştiği ve gebe olunmayan dönemlerde adet kanamasının oluştuğu rahim ile devam eder, buradan sağlı sollu rahimin her iki yanında boynuz gibi yer alan Fallop tüplerine uzanır ve her bir Fallop tüpü, uçlarında bulunan saçaklarıyla yumurtalıklarla yakın temas eder.

Vajina
Vajina, vajina girişiyle başlayan ve uç kısmında rahim ağzının yer aldığı boru şeklinde ve yaklaşık 10 santimetre uzunluğunda bir yapıdır. Vajina girişinde bulunan salgı bezleri ilişki esnasında vajina girişi ve vajinanın kayganlaşmasını sağlar.

Normalde ön-arka duvarları birbiri üzerine katlanmış olarak duran bu yapı, doğum eyleminde doğum kanalının yumuşak kısmının yapısında yer alır ve bebeğin başının geçmesine müsaade edecek kadar esner.
;;
;; ;;



Uretra

İdrarın depolandığı mesanenin devamında yer alan bu boru şeklindeki yapı idrar boşaltım sisteminin son basamağını teşkil eder.

Uretra kadında erkekten çok daha kısadır. Bu kısalık ve genital sistemin vajina ve anüse yakınlığı, kadınlarda idrar yolu enfeksiyonlarının daha sık yaşanmasına neden olur. Yine ilk cinsel deneyimlerini yaşayan kadınlarda ilişkinin verdiği "tahriş", ilişki sonrasında sık idrara çıkma, idrarı zor yapma, idrarı boşaltamamış olma hissinin yaşanmasına neden olabilir.

Rahimağzı

Rahimağzı spermler için rahim içine giriş ve doğumda bebek için rahimden çıkış kapısıdır. Vajinanın devamında yer alır. Rahimağzı kanalında yer alan salgı bezleri gebeliğe elverişli günlerde spermlerin geçişini kolaylaştıran, gebeliğe elverişli olmayan günlerde bu geçişi zorlaştıran salgılar üretir. Rahimağzı salgıları ayrıca vajinadan rahim içine bakterilerin girişini engeller. Normal şartlarda sert bir koni biçiminde ve birkaç milimetre açıklığında olan bu yapı doğum eylemi esnasında yumuşar, incelir (bu incelmeye "silinme" denir) ve yaklaşık 10 santimetre açılarak bebeğin çıkmasına izin verir.


Rahim

Rahim (uterus), ucunda rahimağzı bulunan, yanlarda da boynuz şeklinde Fallop tüpleri yer alan, kasılma yeteneği güçlü kaslardan oluşan armut şeklinde bir yapıdır. Rahim içindeki boşlukta rahim iç tabakası (endometrium) yer alır. Rahim gebe olunmayan dönemde mandalina büyüklüğünde sert bir yapıdır ve ağırlığı yaklaşık 60 gramdır. Gebelikte rahim yaklaşık 3 kilogramlık bir bebeği içinde taşıyacak şekilde büyür ve doğum eylemi başladığında güçlü kaslarının kasılmasıyla, rahimağzının da gevşeyerek açılmasıyla bebeğin doğması sağlanır. Rahimin bilinen tek işlevi doğmamış bebeğin gelişmesini sağlayacak ortamı oluşturmak, bebeği dıştan gelebilecek darbelerden korumak (bu işlevi amniyos sıvısıyla elele yürütür) ve doğum eyleminde kasılarak bebeği dış dünyaya çıkarmak için anne adayının ıkınmalarıyla birlikte gerekli itici gücü oluşturmaktır. Menopoza giren bir kadında rahimin görevi de tamamlanmıştır ve boyutları giderek ufalır.


Rahim boşluğu ve rahim iç tabakası (endometrium)

Rahimin içinde yer alan boşluk rahim iç tabakasıyla kaplanmış durumdadır. Döllenmiş yumurta hücresi Fallop tüplerinden geçerek endometriuma ulaştığında burada en "verimli" bulduğu bölgeye yerleşir ve çoğalmaya ve gelişmeye başlar.

Rahim iç tabakası her adet döngüsünde yenilenir ve gebelik oluştuğunda embriyo rahim boşluğunda gelişimini sürdürür. Gebelik gerçekleşmediğinde bu tabaka yeniden oluşturulmak üzere rahimağzı yoluyla vajinaya, buradan da dış ortama atılır. Kanamayla beraber olan bu sürece adet kanaması adı verilir.

Cinselliğin İfade Edilmesi

Cinselliğin İfade Edilmesi

Cinselliğin İfade Edilmesi


Güdüler vücudun ihtiyaçlarını karşılamak için insanı harekete geçiren bir iç enerji olarak beden ve ruhsal bütünlüğün korunması açısından oldukça önemlidirler.


Cinsellik güdüsü de (libido) aynen diğer güdüler gibi her normal kadın ve her normal erkekte vardır ve normal şartlarda karşı cinse yönlenmiştir.


Güdülerin yönlendirdiği davranışların ifade bulması, yani belli bir güdünün "doyurulması" için izlenen yol bireyden bireye farklı olabilir. Bu farklılığı yaratan, öncelikle bireyin üst benliğinin belli bir davranışa geçmeden önce o davranışın uygun olup olmadığını denetlemede izlediği yoldur.

Sosyal davranışlarımızı yönlendiren üst benlik, açlık hissi ortaya çıktığında bu arada başka bir konuyla ilgileniyorsak, bizi direkt yemek yeme avranışına yönlendirmek yerine, bu davranışı uygun olan bir zamanda gerçekleştirebilmemiz için açlık giderme davranışımızı belli bir süre ertelememizi sağlar.

Benzer bir şekilde cinsellik güdüsü de, direkt cinsel davranışa yönlenmek yerine, üst benlik tarafından çok sıkı bir şekilde denetlenerek belli bir süre ertelenir. Üst benlik cinsellik davranışını ertelemede o kadar etkin olabilir ki, ihtiyaç çok belirgin bir şekilde ortaya çıksa dahi, bu güdünün doyurulması etkin bir şekilde engellenebilir.

Özellikle cinselliğin "ayıp" olarak değerlendirildiği aile veya toplumlarda üst benlik bu konuda katı bir tutumla ihtiyacı bastırarak kişinin bilincinde bu ihtiyacı duymasını bile tümüyle engelleyebilir. Ancak böyle bir durumda ihtiyaç bilinç altında devam eder.

Yukarıdaki açıklamalardan çıkarılması gereken özet, cinselliğin ifade edilmesinde her bireyin ailesinden ve yakın çevresinden öğrendiği davranışların çok etkili olduğudur. Cinsellik karşı cinsten iki birey arasında yaşanan çok özel bir iletişim şeklidir ve normal bir birey kendi kişiliğince uygun kabul ettiği şartlar ortaya çıkana kadar bu güdünün doyurulmasını erteleyebilir.


Cinsellik Güdüsünün Dozajı

Cinsellik güdüsü yani duyulan cinsel arzunun "dozajı" veya şiddeti her bireyde farklıdır. Hatta bir birey belli bir zaman dilimi içerisinde geçici olarak cinsel arzusunda azalma veya artma hissedebilir.

Artmış Cinsel Arzu

Bazı bireyler çok fazla cinsel arzu duyduklarını hissederler ve bunun normal olmadığını düşünürler. "Aşırı cinsel arzu" olarak tanımlanan, çoğu durumda yapısal bir özelliktir ve bireyde baştan beri vardır. Bazı insanlar yapısal olarak cinselliğe daha "düşkündürler".

Bazen bir birey hayatının belli bir döneminde diğer dönemlerine göre daha fazla cinsel arzu duyduğunun farkına varabilir.

Cinsel arzunun anormal bir şekilde yüksek olduğunun belirleyicisi, bu arzunun veya bu arzudan doğan cinsel davranışın insani çok fazla meşgul etmesi ve günlük yaşantısını olumsuz etkilemesidir. Bu tanımın dışında kalan "yüksek dozlu cinsel arzu" anormal kabul edilmez.

Cinselliğin Fizyolojisi

Cinselliğin Fizyolojisi

Cinsel İşlev Fizyolojisi
Cinsellik önce arzu etmekle başlar. Daha sonra Masters ve Johnson adlı iki bilim adamının tarif ettikleri uyarılma, plato, orgazm ve çözülme evreleri birbirini takip eder. Bu evreler kadın ve erkekte belirgin farklılıklar gösterir. Konumuz kadınlara odaklanmış olmasına karşın zaman zaman erkekle kadın arasındaki farklılıklar üzerinde de durulacaktır.


Cinsellik önce arzu etmekle başlar. Daha sonra Masters ve Johnson adlı iki bilim adamının tarif ettikleri uyarılma, plato, orgazm ve çözülme evreleri birbirini takip eder. Bu evreler kadın ve erkekte belirgin farklılıklar gösterir. Konumuz kadınlara odaklanmış olmasına karşın zaman zaman erkekle kadın arasındaki farklılıklar üzerinde de durulacaktır.

Evrelerin her biri yaş, hastalık, ilaçlar, alkol, uyuşturucu kullanımı ve psikolojik ve ikili ilişkilerden kaynaklanan sorunlardan olumsuz etkilenebilir.

Kadınların Duyarlı Bölgeleri

Kadınların çoğunda genital bölgenin en duyarlı kısmı klitoristir ve en güçlü orgazmlar bu bölgenin uyarılmasıyla ortaya çıkar. Kadının diğer duyarlı bölgeleri memeler, meme uçları, labiumlar ve vajinadır. G noktası ise (Graefenberg tarafından 1944 yılında tarif edilen bir bölgedir ve vajina ön duvarının ortalarında yer almaktadır) derin basınca duyarlı olarak kabul edilmekle beraber orgazm oluşumunda birincil önem taşıyan bir bölge değildir.

Orgazmda bazen aynen erkekteki ejakulasyona (boşalmaya) benzer bir sıvı geldiği saptanmış olmakla beraber bu sıvının aslında idrar olduğu ve kadındaki "ejakulasyon" yani "boşalma" olarak tarif edilen olayın muhtemelen orgazm esnasında idrar kaçağı olduğu sonradan anlaşılmıştır. Gerçekten de hiçbir idrar kaçırma şikayeti olmayan bayanlarda güçlü bir orgazmda istemsiz idrar kaçağı olabilmektedir.

Cinselliğin evreleri

Arzulama Evresi

Bu evre cinsellik dürtüsünün ortaya çıktığı ve cinselliği ifade etme arzusunun duyulduğu evredir. Hayaller ya da eşten alınan görsel uyaranla başlayabilir.

Uyarılma evresi

Arzulamayı uyarılma evresi takip eder. Bu evre parasempatik sistem tarafından yönetilen ve erotik duygular eşliğinde kadında vajinal salgının arttığı "ıslanma" dönemidir. Vajina duvarlarından ve vajina girişindeki Bartholin bezlerinden salgılanan sıvılarla birlikte nabız ve solunum hızlanır, tansiyon yükselir, genel bir sıcak basması hali, memelerde dolgunluk, kas gerginliğinde genel bir artış, meme başlarında dikleşme ortaya çıkar. Ciltte yama tarzında renk değişiklikleri, klitoris ve labiumlarda şişme, göğüs bölgesinde ve memelerde kızarma meydana gelir. Tüm bunlarla birlikte vajina uzar ve genişler. Uterus yükselerek pelvis dışına çıkar.

Erkekte ise uyarılma evresi penisin ereksiyonu (sertleşmesi) şeklinde gerçekleşir.

Plato Evresi

Bu evrede seksüel gerginlik ve erotik duygular yoğunlaşır ve had safhaya ulaşır. Cilt değişiklikleri daha belirgin hale gelir, meme başları daha da dikleşir. Labiumlar şişer ve koyu kırmızı bir renk alır. Vajinanın alt 1/3 lük kısmı şişip kalınlaşarak "orgazmik platform" adlı yapıyı meydana getirir. Uterus tümüyle pelvisten dışarı çıkmıştır. Yeterli uyaran olduğunda bu dönem orgazmla son bulur.

Plato evresinde ejakulasyon (boşalma) öncesinde erkekten sıklıkla berrak ve yapışkan kıvamlı bir sıvı gelir. Bu sıvının içinde az sayıda canlı sperm de bulunabileceğinden kadının erkek boşalmadan önce de ("geri çekme" adı verilen yöntemle) gebe kalabilmesi mümkün olmaktadır.

Orgazm Evresi

Orgazm esasen sempatik sistem tarafından yönlendirilen bir kasılma cevabıdır. Uyarılma ve plato evresinde birikmiş olan gerginliğin boşaltılmasıdır ve tüm cinsel hisler arasında en güçlü ve doyurucu olanıdır. Orgazm esnasında vajina, perine, anüs ve orgazmik platform adı verilen yapıyı oluşturan kaslarda 3-15 adet arası 0.8 saniye süren refleks ritmik düzenli kasılmalar oluşur ve bu kasılmalar orgazm duygusunu ortaya çıkarır. Orgazm esnasında birçok kadın ayrıca uterusta da kasılmalar hisseder. Bu yüzden bazı kadınlarda histerektomi (ameliyatla uterusun çıkarılması) sonrası orgazmın niteliklerinde değişiklik olabilir.

Erkeklerde ise orgazmı ejakulasyon (boşalma) takip eder. Erkekler orgazm döneminden sonra belli bir refrakter (cevapsız) döneme girer ve bu dönemde uyaranlara cevapsızdırlar. Kadınlarda ise böyle bir dönem olmadığından çok sayıda orgazmı arka arkaya yaşayabilir ve tek bir ilişki esnasında ve/veya öncesinde ardarda çok sayıda orgazm olabilirler.

Çözülme Evresi

Orgazmla birlikte uyarılma evresinde biriken tüm gerginlik kaybolur ve kadında bir gevşeme ve kendini iyi hissetme duygusu ortaya çıkar.Takiben uyarılma evresinde ortaya çıkan değişikliklerin tümü "çözülerek" geri döner. Tüm bu geri dönüş süreci 5-10 dakika sürer.

Cinsel Sorunlar

Cinsel işlev bozukluklarını hazırlayan, ortaya çıkaran ve sürdüren bazı faktörler vardır:
1. HAZIRLAYAN FAKTÖRLER
a) Ailenin ve toplumun cinselliğe bakış tarzı
b) Aşırı tutucu, dindar yetiştirilme biçimi
c) Eksik ya da yanlış cinsel bilgi
d) Cinsellikle ilgili gerçek dışı beklentiler
e) Anne baba arasındaki olumsuz ilişki biçimi
f) Erken travmatik yaşantılar
g) Eşler arasındaki iletişim biçimi
h) Uyarılma eşiğinin yüksek olması
j) Nevrotik kişilik özellikleri
k)Yakınlaşma sorunları
l) Ayrılık anksiyetesi
m) Cinsel istismara maruz kalma
2. ORTAYA ÇIKARAN FAKTÖRLER
a) Eşler arasındaki uyumsuzluk
b) Cinsel iletişim sorunları
c) Eşin cinsel bir sorununun olması
d) Performans anksiyetesi
e) Fiziksel ya da psikiyatrik hastalıklar
f) Yorgunluk ve stress
g) Aşırı alkol ve ilaç kullanımı
h) Hamile kalma korkusu
j) Evlenme
k) Evlilik öncesi ve dışı ilişkiler
l) Travmatik cinsel yaşantı
3. SÜRDÜREN FAKTÖRLER
a) Sorunun çözümüile ilgili yanlış uygulamalar
b) Çok sık cinsel ilişkide bulunma
c) Cinsel ilişkiden kaçınma
d) İlişkiye kendini verememe
e) Performans anksiyetesi
f) Suçluluk ve utanç duyguları
g) Eşin tepkileri
Bu bilgiler ve değerlendirmeler ışığında hastanın cinsel işlev bozukluğunun kaynağı doğru tespit edilerek en işlevsel tedavi metodu uygulanmaktadır.

Hepatit C

Hepatit C

16/12/2008 - 15:59

Hepatit C viral yoldan bulaşan hepatitler arasında kan yolu ile en sık bulaşan tiptir. Bu sebeple özellikle kan nakli ve kan ürünleri ile edinildiğinin bilinmesi oldukça önemlidir. Belirtileri hafif olarak algılanabilir yada farkında olmadan geçirilebilir. Genel olarak küçük çocuklarda belirtisiz seyreder. Ancak daha büyük çocuklarda yetişkinlerde bazi belirtiler görülür
6 aydan daha fazla sürede devam eden hepatit C ile oluşan hepatit durumu kronikleşmiş hepatit C hastalığıdır. Özellikle küçük çocuklarda belirti vermeden gider. Ancak daha ileri yaşlardaki bireylerde bazı belirtiler olabilir

Kronik Hepatit C Belirtileri :
Sebat eden bir halsizlik
Hafif-orta derece karın ağrısı
Siroz belirtileri: vücutta kırmızı damar lekeleri ki bunlara spider (örümcek) denir. Avuç içersindeki kızarıklıklar, karında şişlik, el ve ayaklarda ödem ve şişlik gibi belirtileri olan karaciğer de fibrozla giden çok ciddi bir hastalıktır.

Korunma Yolları Nelerdir?
Olası infeksiyöz materyale bulaşmış iğne batmaları veya sivri uçlu alet yaralanmalarından kaçınmak; eldiven, maske gibi koruyucu gereçler kullanmak
Damar içi ilaç kullanmamak, eğer kullanılacaksa tek kullanımlık iğne ucu veya şırınga kullanmak
Gerektikçe el yıkamak
Traş bıçağı, diş fırçası, tırnak makası gibi şahsi eşyaları paylaşmamak
Korunmasız cinsel ilişkide bulunmamak
Kontamine yüzeyleri 1/10 sulandırılmış çamaşır suyu ile temizlemek
Kesik, yanık ve diğer açık yaraları bandaj ile kapamak
Dövme piercing, akupunktur, sünnet, kulak deldirme, diş tedavisi gibi risk taşıyan girişimleri sağlıklı ve steril şartlarda yaptırmak


Hepatit C Nasıl Bulaşır ?
Kan ve kan ürünleri ile geçebilmektedir. Ayrıca uyuşturucu kullananlarda iğnelerden bulaşması dolayısıyla yaygın görülür. Ayrıca tüm sağlık çalışanları hepatit C içinde riskli bir gruptadır. Sağlık çalışanlarına yine iğne batması ve diğer tıp ekipmanı ile bulaşması söz konusudur.

Cinsel İlişki İle Bulaşır mı?
Doğal olarak akla gelen hepatit C nin cinsel ilişki ile geçip geçemediği sorusudur? Hepatit C cinsel yolla bulaşır, ancak bu olasılık son derece düşüktür. Tek eşli çiftlerde bu olasılık daha da zayıftır. Ancak çok eşli , cinsel yolla bulaşan hastalığı olan ve AİDS li kişilerde cinsel yolla bulaşma olasılığı yüksektir. Ayrıca organ nakli sırasında hepatit C geçme olasığıda çok yüksektir. Ancak özellikle kan nakli ve organ nakillerinde kan ve organlar hepatit C yönünden taranmaktadır. Bu da hastalığın yayılmasını önlemektedir.

Hepatit D, E, G

Hepatit D, E, G

16/12/2008 - 16:01

Hepatit D virüsü yalnızca hepatit B virüsü ile birlikte görülebilen bir enfeksiyondur. Çünkü çoğalmak için Hepatit B virüsüne ihtiyaç duyar. Hepatit B infeksiyonunun kliniğini hızlandırır ve ağırlaştırır.
Hepatit E Hepatit A virüsüne benzer şekilde feko-oral yolla bulaşır, kronikleşmez ancak gebelerde %20 oranında ölümcül seyretmektedir.Türkiye'de taşıyıcılığı % 5 civarındadır


Hepatit G Karaciğerde enfeksiyon etkeni olan hepatit etkeni virüslerden biri olan hepatit G virüsü yeni bulunmuş (laboratuarda yeni tespit edilmiş) bir viral hepatit virüs türüdür.

Korunma Yolları Nelerdir?

  • Olası infeksiyöz materyale bulaşmış iğne batmaları veya sivri uçlu alet yaralanmalarından kaçınmak; eldiven, maske gibi koruyucu gereçler kullanmak,
  • Damar içi ilaç kullanmamak, eğer kullanılacaksa tek kullanımlık iğne ucu veya şırınga kullanmak
  • Gerektikçe el yıkamak
  • Traş bıçağı, diş fırçası, tırnak makası gibi şahsi eşyaları paylaşmamak
  • Korunmasız cinsel ilişkide bulunmamak
  • Kontamine yüzeyleri 1/10 sulandırılmış çamaşır suyu ile temizlemek
  • Kesik, yanık ve diğer açık yaraları bandaj ile kapamak
  • Dövme piercing, akupunktur, sünnet, kulak deldirme, diş tedavisi gibi risk taşıyan girişimleri sağlıklı ve steril şartlarda yaptırmak

    Nasıl Bulaşırlar ?
    Hepatit D Damardan uyuşturucu kullananlarda, hemofilili hastalarda ve homoseksüellerde bulaşma riski ve görülme sıklığı oldukça yüksektir. Anneden bebeğe geçme çok nadir olarak görülür.
    Hepatit E özellikle Asya'nın bir kısmı ve Afrika da görülen bu oral-fekal yani ağız dışkı yolu ile geçiş göstermektedir.
    Hepatit G'nin kan ve kan ürünleri ile bulaştığı yönünde yayınlar son 5-10 yıl içinde çeşitli kliniklerce yayınlanmıştır.
    * Hepatit G virüsünün bulaşmasını engellemek için kan ürünlerine uygulanan ve virüsü etkisiz hale getirecek yöntemlerin oldukça başarılı olduğu söylenebilir

Sağlıklı beslenmede 12 adım

Sağlıklı beslenmede 12 adım

16/12/2008 - 23:34

Besin öğelerinin yeterli miktarda alınıp vücutta kullanılması gerekiyor. Bu öğelerin herhangi biri alınmadığında veya gereğinden az yada çok alındığında, büyüme ve gelişme engelleniyor, sağlıkta bozulmalar yaşanıyor.



Vücudun büyüme ve gelişmesi, verimli çalışması, dış etkenlere ve hastalıklara karşı dirençli olabilmesi için dengeli ve yeterli beslenmeye dikkat edilmesi gerekiyor. Bununla birlikte dikkat edilecek 12 adımla sağlıklı beslenme mümkün. Vücudun büyümesi, dokuların yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin herbirinin yeterli miktarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılması, yeterli ve dengeli beslenme anlamına geliyor. Besin öğeleri vücudun gereksinimleri düzeyinde alınmazsa, yeterli enerji oluşmadığı ve vücut dokuları yapılamadığından, yetersiz beslenme durumu oluşuyor. Sağlık Bakanlığı'ndan edinilen bilgiye göre, sağlıklı beslenmede dikkat edilmesi gereken 12 adım bulunuyor. Buna göre, -Günlük tüketilen besinlerin çok çeşitli olması gerekli. Besinlerin çoğunluğu hayvansal gıdalar yerine bitkisel gıdalardan seçilmeli. Günde; sabah-öğle ve akşam olmak üzere 3 öğün beslenilmeli. Öğün atlamamaya özen gösterilmeli. Daha çok doğal ve taze besinler tercih edilmeli.

-Günlük beslenmede bulgur, mısır, pirinç, makarna gibi ekmek ve tahıl grubu besinlerin bulunmasına özen gösterilmeli. Günlük enerji gereksiniminin en az yüzde 55'i karbonhidratlardan sağlanmalı.

-Günde 5-7 porsiyon taze sebze ve meyve yenilmeli. Sebze ve meyveler vitamin, mineral ve posa gereksinimlerini karşılıyor. Posa özellikle barsak hareketlerini düzenliyor, kan şekeri ve kolestrol düzeylerinin düşmesine yardımcı oluyor.

-Her gün orta düzeyde fiziksel aktivite yapılarak, vücut ağırlığı tavsiye edilen sınırda tutulmalı. Düzenli olarak yürüyüşler yapılmalı. Besinlerle alınan enerji miktarı ile harcanılan enerji miktarı dengelenerek vücut ağırlığı korunabilir. Yeterli ve dengeli beslenme ile birlikte düzenli yapılan fiziksel aktivite, kalp ve solunum fonksiyonlarını düzenliyor, osteoporozu önlüyor.

-Günlük tüketilen yağ miktarı kontrol edilmeli. Yağdan gelecek enerji miktarı toplam enerjinin yüzde 30'unu geçmemeli. Yemeklerde hayvansal kaynaklı yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçek yağı, mısırözü gibi sıvı yağlar tercih edilmeli. Yemekler pişirilirken haşlama, ızgara ve fırında pişirme yöntemleri kullanılmalı. Kızartma ve kavurmalardan uzak durulmalı. Etli pişirilen yemeklere ayrıca yağ ilave edilmemeli.

-Sucuk, salam, sosis gibi yağlı et ve et ürünleri yerine; balık, tavuk, hindi eti veya kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kurubaklagiller tercih edilmeli.

-Yağsız veya az yağlı süt ve süt ürünleri tercih edilmeli. -Az şekerli besinler tercih edilmeli. Tatlılar ve şekerli içeceklerin tü
ketimi sınırlanmalı.

-Günlük tuz alımı, ortalama 1 çay kaşığı olacak şekilde azaltılmalı. Salamura, konserve, zeytin ve turşu gibi tuz içeren besinlerin tüketimi azalmalı.

-Mümkünse alkol kullanılmamalı.

-Besinlerin hazırlanması, pişirilmesi sırasında hijyen kurallarına dikkat edilmeli. Yiyecekler pişirilirken haşlama, fırında ve buharda pişirme yöntemleri tercih edilmeli. Kızartmalardan kaçınılmalı.

-Bebekler ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmeli ve 6 aydan sonra uygun besinlere başlayarak yeterli ve dengeli beslenmeleri sağlanmalı.

Kanser hakkında bilinmesi gerekenler

Kanser hakkında bilinmesi gerekenler

John Hopkins'den Kanser Güncellemesi ve Kozmik Bilim tarafında da söylenenlerin kısa bir özeti……
16/12/2008 - 23:38

John Hopkins'den Kanser Güncellemesi ve Kozmik Bilim tarafında da söylenenlerin kısa bir özeti……


John Hopkins Kanser Araştırma Enstitüsünün ilgili bölümünün 2007 Nisan da yayınlanan raporu ; 2005 yılında hocalarımız tarafından yazılan Kozmik Bilim ve Bilinçte Yaşam Enerjisi kitabı ve hocalarımızın dünyada ve Türkiye de verdiği 250 konferanstaki sağlıklı yaşamla ilgili bütün bilgileri aynen ve bilimsel verileriyle doğrulamakta kalmayıp bir özet rapor halinde kamuoyuna duyurmuştur.
Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır. Bu kanser hücreleri birkaç milyara kadar çoğalmadıkça standart testlerde görülmezler. Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını söyledikleri zaman, bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerle saptanamayacak düzeyde olduğu anlamına gelir.

2. Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.

3. Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur.

4. Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerine bağlı olabilir.

5. Şoklu beslenme eksiklini yenebilmek içn diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini güçlendirir.

6. Kemoterapi hem hızlı çoğalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliğinde, sindirim sisteminde v.s.'deki hızlı büyüyen sağlıklı hücreleri yok eder ve karaciğer, böbrekler, kalp, akciğerler v.s.'de organ tahribatına yol açar.

7. Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve organları da yakar, yaralar zarar verir.

8. Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar. Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok olmasına yol açmaz.

9. Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok fazla toksin yüklenmesine maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye düşer, ya da yıkılır; dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik düşer.

10. Kemoterapi ve radyasyon kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve dirençlerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser hücrelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir.

11 . Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak içn ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır.

KANSER HiCRELERi AŞAĞIDAKiLERLE BESLENiRLER:

a. Şeker kanser besleyicidir. iekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar. Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir seçenek Bragg'in aminosu veya deniz tuzudur.

b. Süt vücudun, özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur. Kanser mukusla beslenir. Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek kanser hücreleri aç bırakılabilir.

c Kanser hücreleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, özellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, büyüme hormonları ve parazitleri bulunur.

d. %80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluşan bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de fasulye içeren pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15 dakika içnde hücre düzeyine ulaşabilen ve sağlıklı hücreleri besleyen ve çoğalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. Sağlıklı hücre üretimi içn gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze sebze (sebzelerin çoğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu içn ve günde 2-3 kez çğ sebze yiyin. Enzimler 40 oC'de yok olurlar.

e. Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çkolatadan uzak durun. Yeşil çay daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya filtrelenmiş su içniz. Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır.

12. Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister. Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine neden olur.

13 Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini sağlar.

14. Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA'lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyac olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduğu bilinmektedir.

15 Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. ingörülü ve olumlu bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar. ifke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin.

16 Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük egzersizler ve derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek içn diğer bir yöntemdir.

JOHN HOPKINS HASTANESiNDEN KANSER GiNCELLEMESi

1. Mikrodalga fırına plastik kap ve ambalaj koymayınız.

2. Dondurucuya su şişesi koymayınız.

John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda bülteninde yayınlamıştır. Bu bilgi Walter Reed Ordu Tıp Merkezi tarafından da yayınlanmaktadır. Dioksin kimyasalları kansere, özellikle de göğüs kanserine, neden olmaktadır. Dioksinler vücudumuzun hücreleri içn son derece zehirlidir. Plastik şişelerdeki suyu dondurmayınız, çünkü bu plastiğin içndeki dioksinin salınmasına neden olur.

Castle Hastanesi Sağlıklılık Programı Yöneticisi Dr. Edward Fujimoto bu sağlık tehdidini anlatmak için yakınlarda bir televizyon programına çıktı. Dioksinleri ve bizim içn ne kadar kötü olduklarını anlattı. Plastik kaplar içndeki yiyeceklerimizi mikrodalga fırınlarda ısıtmamamız gerektiğini söyledi. Bu özellikle de yağlı yiyecekler için igeçerli. (ingilizce metindeki fat sözcüğünün gerçek anlamı hayvansal yağdır.) Söylediğine göre yağ, yüksek sıcaklık ve plastik kombinasyonu dioksinin gıdaya geçmesine ve sonunda vücudumuzun hücrelerine ulaşmasına neden olmaktadır.

Bunun yerine kendisi yemekleri ısıtmak içn Corning Ware, Pyrex gibi cam kaplar veya seramik kaplar kullanılmasını tavsiye etmektedir. Yani hazır yemek ve çorbalar ısıtılmadan önce ambalajından çıkarılıp uygun kaplara konulmalıdır. Kağıt uygundur, ama kağıdın içnde de ne olduğu bilinmemektedir. Sıcaklığa dayanıklı cam kap kullanmak daha güvenlidir. Kendisi yakın bir zamanda fast food restoranlarının plastik köpük kaplardan kağıt kaplara döndüğünü de hatırlattı. Nedenlerden bir dioksin sorunuydu. Kendisi plastik ambalaj malzemesi ile örtülmüş yiyeceklerin mikrodalga fırında pişirilmesinin aynı derecede sakıncalı olduğunu da söyledi. Yiyecekler radyasyona maruz kalıp ısınıca, yüksek sıcaklıkta plastiğin içndeki zehirli toksinler eriyip yiyeceklerin üstüne damlamaktadır. Yiyecekler plastik yerine kağıt havlu ile örtülebilir.

Yediklerimize dikkat

Yediklerimize dikkat

Avrupa Birliği'yle üyelik müzakerelerini yürüten Türkiye, en büyük sıkıntıyı gıda ve tarım sektörlerinde çekiyor.Ülke genelinde binlerce kayıt dışı işletme 'merdiven altı' yöntemle gıda üretimi yapıyor.
16/12/2008 - 23:39

Avrupa Birliği'yle üyelik müzakerelerini yürüten Türkiye, en büyük sıkıntıyı gıda ve tarım sektörlerinde çekiyor.Ülke genelinde binlerce kayıt dışı işletme 'merdiven altı' yöntemle gıda üretimi yapıyor.


Buna denetim boşluğu da eklenince 'gıda terörü' olarak adlandırılan tablo ortaya çıkıyor. Nerede ve nasıl üretildiği belli olmayan gıda maddeleri insanların sağlığını tehdit ediyor. Merdiven altı firmalar, sattıkları eti kimyasal ilaçlarla şişiriyor. Sosis, salam ve sucuğa ezilmiş tavuk kemiği, kaşar peynirine de soya ve margarin katıyor. Zeytin de tekstil boyası ve paslı demirlerle siyahlaştırılıyor.

İstanbul Ticaret Odası (ITO) Gıda Komitesi Üyesi ve Keyveni Yemek Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Çelik gıda üretiminde yaşanan sıkıntılarla ilgili bir rapor hazırladı. "Tüketici sağlığı ve gıda güvenliğine karşı gıda terörü: Kayıt dışı ve Merdivenaltı Üretim" adı verilen raporda insan sağlığının nasıl hiçe sayıldığı tek tek ortaya konuluyor.

Raporda Türkiye'de Tarım Bakanlığı'nın izni ve denetimi çerçevesinde 17 bin gıda sanayi işletmesi bulunduğu belirtiliyor. Ancak buna karşın 10 bini aşkın işletmenin de kayıt dışı ve merdiven altı yöntemle üretim yaptığı ifade ediliyor. Hatta bazı firmaların Tarım Bakanlığı'ndan izin almış gibi sahte belge düzenlediği öne sürülüyor.

Ete, Bradmix adlı ilaç katılıyor Sadık Üelik, bazı et işleme tesislerinin yurtdışından kaçak yollarla getirilen 'bradmix' isimli bir ilaçla eti yüzde 30-35 oranında şişirdiğini söylüyor. İlaç enjekte edilen etin su tutarak hacmini artırdığını, ağırlaştığını ve parlak göründüğünü belirten Çelik, "İlaçlı etler pişirildiğinde bile hacmini koruyor. Oysa pişen et gramajını kaybeder ve küçülür." diyor. İlaçlı etlerin yüzde 40 daha ucuza satıldığını ifade ederek, çok ucuza kalitesiz yemek üreten bazı firmaların bu etleri kullandığını aktarıyor.

Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği (VGHD) Başkanı Dr. Can Demir ise Tarım Bakanlığı'nın et ve et ürünleriyle ilgili yönetmeliklerine göre 'Bradmix' kullanımının yasak olduğunu vurguluyor. Ancak buna rağmen kaçak yoldan kullanıldığını dile getirerek, "Bu ilaç kimyasal bir ürün olduğu için o etleri tüketen insanlarda sağlık sorunlarına yol açabilir." açıklamasına yapıyor.

Öte yandan bazı merdiven altı işletmeler kasaplardan ve marketlerden topladıkları kemikli tavuk artıklarını yüksek ısıda işlemden geçirerek kıyma (MDM kıyma) haline getiriyor. Bunlardan da sucuk, salam ve sosis üretiliyor. VGHD Başkanı Can Demir, MDM kıymalı et ürünlerinin daha çok okul kantinlerinde ve büfelerde tost ve sandviç yapımında kullanıldığına dikkat çekerek, "Bizde büfe sucuk ve büfe salam diye bir tabir var. Nerede üretildiği belli olmayan ve çok ucuza satılan bu ürünler maalesef kemik artıklarından imal ediliyor." uyarısında bulunuyor.

Gıda Terörü Raporu'nda anlatılan hileli gıda maddelerinden bazıları

Kaşara soya ve margarin
Normalde 1 kilo kaşar, 10 kilo sütten elde ediliyor. Merdiven altı işletmeler soya proteini kullanarak süt miktarını 6-7 kiloya düşürüyor. Kaşarın içine de margarin atılıyor. Bozuk peynirler de baharatlanarak yeniden satışa sunuluyor.

Zeytine tekstil boyası
Zeytin, tekstil boyalarıyla ve paslı demirlerle siyahlaştırılıyor. Gemlik ve Akhisar zeytinlerinin için de daha düşük fiyatlı yörelerin zeytinleri karıştırılıyor. Zeytine gıda tuzu yerine sanayi tuzu katılıyor.

Ete nişasta, tavuk atıkları
Salam, sucuk, sosis ve kıyma gibi et ürünlerinde hayvansal atıklar, nişasta, tavuk derisi, zar, kan ve tavuk kemiği kullanılıyor. Buna ucuz pul biber ve nitrat ilave ediliyor ve renklendiriliyor.

Pul bibere aşırı tuz
Sapı ve çekirdeği ile öğütülen acı biber yağlanıp ağır çekmesi içini aşırı derecede tuzlandıktan sonra paketleniyor. Yol boylarında kurutulmaya bırakılan biberlerde de aflatoksin oluşuyor.

Sıvı yağ yerine atık yağ
Türkiye'nin dört bir yanından toplanan binlerce tonluk atık yağ, merdiven altı işletmelerde rengi açılarak tekrar satışa sunuluyor.

Biyonik İnsan

Biyonik İnsan

Genetik ve ruhî olarak insanlarıükemmelleşirme ve biyonik insan yetişirme imkanları vardır. Sadece "kader" noktasında bir şey yapma imkanı yok.
16/12/2008 - 23:40
Genetik ve ruhî olarak insanlarıükemmelleşirme ve biyonik insan yetişirme imkanları vardır. Sadece "kader" noktasında bir şey yapma imkanı yok.
Uluslararası kuruluşlar, ABD, Rusya, İsrail ve güç sahibi diğer ülkeler kadrolarını bu usulde yetişirme gayreti içindeyken, Türkiye'deki yöneticiler bu konuyla ilgilenmiyorlar. Yeri gelmişken bu projenin sahibi, bu sistemin önce "necip bir milletin cihangir evlatlarına" anlatılmasını istemişir. Bunun sebebini sorduğumuzda “onların atalarının Yaratıcı'ya hizmetinden dolayı" cevabını vermişir.
Gelin bu ülkenin geleceğine ve düşen o bayrağı tekrar yerine koymaya talip olan gönül erleri, Alp-erenler bu işleri yapabilecek "insan"ı biz yetişirelim.
Biz birikimimizle ve size anlattığımız bu fikirlerimizle hazırız ve varız. Sizler de varız diyorsanız gelin bir olalım… ilimde, fende ve doğrularda… ve O'na kul olmakta… Dünyada insanca yaşamak için...
[ Bugün için sadece merkezimizin uygun gördüğü şahıslar her yönü ile korunmaya alınmaktadır. Bunların içinde dünyada başbakanlar, bakanlar, dünyada barışın adaletin devletin bekasına faydalı kişi ve kuruluşlarla ilim erbabı ve masum çocuklarda yer almaktadır...
[ Bunların sayıları dünya insanlığına hizmete göre çok sayılı ve sınırlı olmaktadır ve denemeler devam etmektedir.
[ Mistik açıdan bütün bu menfi enerji etkilerinden ve bizlere yapılan uygulamalardan kurtulmak için aklımızı ve irade-i cüziyemizi, kaide ve kurallara uyup gelişirerek fiiliyata geçirmemiz lazım. Kısaca emirlerin yapılıp yasaklardan kaçınılması bir kurtuluşa vesile olabilir. Yani menfiler atılıp müspetler arttırılabilir.
[ Yine mistik açıdan meseleye bakıldığında bir yönü itibariyle bu kaideler, düsturlar "Yaratıcı'nın bildirdiği ilahi kurallardır." denilebilir.
Huzurlu bir dünya ve insanlık için “Yaratıcı Güç”le, düşünce gücümüzle vicdanımızı bağlantılandırılıp, oluşurulan bu rabıtanın kopmamasını sağlayarak huzurun artmasını temin edebiliriz.
"Hayattan zevk alabilen dünya insanının mutluluğu" ancak ve ancak O'nunla olan ilişki ve rabıtasının gücüyle ve enerjisiyle doğru orantılı olacaktır.
Kozmik bilinç doktrinimiz; geçmişi olduğu gibi kabul edip kader noktasında geleceğe "irade-i cüziyemizden" istifade noktasında bakmaktır.
Kadere itiraz noktasında her sözü ilahi emir ve yasak süzgecinden geçirerek söylemeli, istikbale yönelik faaliyetleri de yine aynı süzgeçten geçirerek "geçmişen ders alarak" hayata geçirmeyi planlamalıyız.
Başarımız ve yeni keşifler için fiiliyatımızda da insan olarak "Keşşaf" isminin enerji boyutundan istifade ederek farklı bir boyut yakalamaya yani "perdeyi aralamaya" cehd etmeli ve "öteleri ve daha öteleri" düşünce ufkumuzda hayal etmeli ve bu ruhla yaşamaya devam etmeliyiz.
Bütün ilimler kainatta mevcut olup âlimlerin görevi, ancak ve sadece bu ilimler üzerindeki perdeyi kaldırmaktan ibarettir.

Reflünün En Büyük Nedeni Çay ve Kahve!

Reflünün En Büyük Nedeni Çay ve Kahve!

Beslenme ve yaşam tarzının değişmesi, farklı sıkıntı ve hastalıkları da beraberinde getiriyor.
26/01/2009 - 23:33

Mide asidinin, anormal bir şekilde yukarı doğru çıkarak yemek borusuna ve boğaza gelmesi durumunda oluşan reflüyü uzmanlar modern toplum hastalığı olarak niteliyor.

Reflünün beslenme düzeninin değişimiyle bağlantılı olduğunu ifade eden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Dursun Buğra, “Günümüzde daha çok fast food, hızlı yemek yeme alışkanlığı, kötü yağlarla yapılan gıdaların tüketimi, aşırı çay, kahve içilmesi, kola, soda, bira gibi gazlı içeceklerin tüketilmesi, sigara alışkanlığının artması reflüye zemin hazırlar. Tüm bunlar mideden yukarıya doğru asit kaçışını kolaylaştırıcı etkenlerdir” dedi.

Kötü beslenme alışkanlığı nedeniyle kiloların da artmaya başladığını belirten Prof. Dr.Dursun Buğra “Kilonun biriktiği yer ise en sıklıkla karındır. Karında biriken fazla kilolar, yağ artışı midenin basıncını artırır, dolayısıyla mide içindeki yüksek basınçtan, daha düşük basınçlı yemek borusuna doğru hem asidin hem de gıdanın kaçışı kolaylaşmış olur ve bunlar da reflüyü kolaylaştıran etkenlerdendir” diye konuştu.

İLAÇ TEDAVİSİ ETKİ ETMEDİĞİ TAKDİRDE CERRAHİ GİRİŞİMLER YAPILABİLİR

Reflü tedavisinde sıklıkla kullanılan yöntemin ilaç tedavisi olduğunu belirten Prof. Dr. Buğra, tek başına ilaç tedavisinin de yeterli olmayacağını hastanın da yardımının gerektiğini kaydetti.

Prof. Dr. Dursun Buğra, yaşam tarzının mutlaka değiştirilmesi gerektiğinin altını çizerek, “Kişinin kilo alımı, kötü beslenme, gazlı içecekleri içme, kahve ve sigara gibi olumsuz etkenlerden vazgeçmesi gerekir” dedi.

Geceleri baş tarafın yükseltilmesi ve asit önleyici ilaçlarla hastalığın yüzde 90’ının tedavi edilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Buğra, “Tedaviden sonra yakınmaları tekrar ortaya çıkanlarda ya da ilaç tedavisinden hiç yarar görmeyenlerde ise cerrahi girişimler yapılabilir” diye konuştu.

Kozmik Metotlarla Hepatit B'den Nasıl Kurtuldum?

Kozmik Metotlarla Hepatit B'den Nasıl Kurtuldum?

Toplumumuzda giderek yaygınlaşan gizli düşman hepatitten korunma ve hepatit hakkında bilmeniz gereken herşey..
31/03/2009 - 01:16

Hala bana bile hayal gibi geliyor. Fakat bu zor ve pahalı tedavi gerektiren hastalıktan kurtuldum.

Toplumumuzda giderek yaygınlaşan gizli düşman Hepatitten korunma ve Hepatit hakkında bilmeniz gereken herşey...

Hikayem, Haziran 2007 tarihinde benim tiroid bezime baktırmak için KIZILAY hastanesine gitmemle başladı. Uzun zamandır içimde Hepatit testi yaptırma konusunda bir istek vardı. Doktordan rica ettim, test formunda ANTİ HCV’yi de işaretledi. Ben rahatım! Bana göre nasıl olsa hiçbir şey çıkmaz! Ama öyle olmadı. Birkaç gün sonra test sonuçlarını aldığımda büyük bir süprizle karşılaştım: ANTİ HCV pozitifti.

Tam o günlerde de bir sene önce radyoda dinlediğim Maranki Hoca’nın sitesini “Acaba bahsettiği merkez kuruldu mu?” diye sıkı takip ediyorum. Lavman kısmında bize, acısız, maliyetsiz ve son derece sağlıklı bir yöntemle çok büyük şikayetlerin iyileştirilebileceğinin müjdesini veriyordu. O sıralar hastalığın varlığından haberdar olmadığımdan, detoks+lavman uygulamasını “yapabilirsem yaparım” diyerek keyfi yaklaşıyordum fakat kucağıma bomba gibi düşen hastalıktan sonra benim için bu uygulama mecburi oldu !

İlk test sonucundan sonra, beni hemen Marmara Araştırma Hastanesi’ne gönderdiler. Oraya gidip kan vermeden önce aradaki bir haftalık zamanda detoks + lavman uygulamasını yaptım. Sonra hastaneye kan vermeye gittim. RNA testi yapılacaktı.

20 gün test sonuçlarını, büyük bir endişe ve üzüntüyle bekledim. Bu zaman aralığında da sürekli Maranki Hoca’nın sitesini okuyordum. Ben onun yöntemiyle iyileşeceğime inanıyordum ama % 20’lik bir payla da kendimi bu hastalıktan dolayı değişmesi muhtemel bir hayata hazırlamaya çalışıyordum.

Bu tip hastalıklarda insanı paniğe sürükleyen ilk şey, bilmemek. Yani bu hastalık nasıl sonuçlar doğurur, yaşantım nasıl değişir, tedavisi olur mu olmaz mı, başkasına bulaşır mı bulaşmaz mı, maddi olarak çok zorlar mı vs. bir sürü soruyla beraber bilinmezliklerin karanlığında yuvarlanıyorsunuz. Moraliniz çok bozuluyor ve doğal olarak bol bol ağlıyorsunuz.
Çok şükür ki ben, ağlamanın ötesinde bir uygulama yapmış olmanın da rahatlığını yaşıyordum.

Bu test sonucunu bekleme dönemimde, hastalığın detaylarını öğrenmeye çalışıyordum. Tüm süreç boyunca bu hastalıktan, aileme ve arkadaş çevremden kimseye bahsetmedim. Bunun sebebi de belki sessizce atlatacağım bir hastalık yüzünden onları üzmek, tedirgin etmek istemememdi. (Bu arada eklemek isterim ki Hepatit C’nin çok bariz belirtileri yok. Yani o belirtilerle başka bir hastalık olduğu da düşünülebilir. Yıllarca sinsice vücutta kalabiliyor. Takip edilmezse aniden karaciğer hastalıklarıyla karşılaşılıyor. Ayrıca tedavi masrafları çok yüksek.)

Evet, 20 gün dolmuştu ve ben yine hastane yollarındaydım. Pozitif mi negatif mi ? Bu iki işaret, şimdi hayatımın dönüm noktasıydı. Çekinerek ve heyecanla testlerin dağıtıldığı bölüme yaklaştım. Ve test sonucu elimdeydi : HCV - RNA NEGATİF

Hemen doktora götürdüm. “İyi, atlatmışsın. Virüs pasifize olmuş. Yalnız 15 gün sonra tekrar ANTİ HCV’ye bakalım” dedi.

15 gün sonra Kızılay’da (sonuç NEGATİF) , 1 ay sonra da tekrar Marmara Hastanesin’de (bu testte ne negatif ne pozitif çıktı. Makine ölçememiş dediler) iki ayrı test yaptırdım.

Doktora götürdüm. Bunları söyledi :”Bunun üstünde durmana gerek yok. Vücut virüse karşı antikor üretmiş. Belki 1 sene sonra tekrar test yaptırabilirsin.”

Artık doktor beni ciddiye almıyordu. Çünkü ortada ciddi bir hastalık yoktu :) Ağlayarak ayrıldığım hastaneden gülerek ayrıldım ve keyifle evime geldim. Ahmet Maranki ve değerli eşi Elmas Maranki’ye içimden minnettardım. Çok büyük teşekkür ve dua ile andım. Daha sonra TÜYAP kitap fuarında, bizzat kendilerine yaşadıklarımı anlatıp teşekkürlerimi iletme fırsatı yakaladım.

Onlar sayesinde kim bilir daha nice insanların hastalıkları şifaya dönecek. Açılacak olan “Sağlık Yaşam Merkezi”ni de dört gözle bekliyoruz.

Bir hayat düşünün sevdiklerinizle, sevdiğiniz şeyleri yaparak keyifli yaşamak; bir hayat düşünün hastane kuyruklarında - belki aşağılanmalarla- doktorların iki dudağının arasına hapis olmak !

Ben öncelikle yüce Allahım’a daha sonra da vesile olan çok değerli Ahmet Hocamıza ve değerli eşine tekrar şükranlarımı sunuyorum.

Böyle olumlu tecrübe yaşayan arkadaşlarımızı da sitede paylaşmaya davet ediyorum.

Sevgi ve saygılarımla

Genel Hepatit Belirtileri Nelerdir ?

* Halsizlik ve kaslarda zayıflık hissi

* Baş ağrısı

* Karın ağrısı (ki bu ağrısı karaciğer bölgesinin hemen üzerindeki bölge)

* Mide bulantısı

* Koyu renkte idrar (kola rengi)

* Kilo kaybı

* Yağlı yiyeceklerden tiksinme

* Nadiren sarılık

* Eklem ağrıları

Hepatit A

Hepatit A son derece bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Halk arasında sarılık adıyla bilinir. Virüsünün vücuda girdikten sonraki 2-6 hafta kuluçka süresidir. Ülkemizde önemli bir sağlık sorunudur.

Belirtilerin hepsi aynı anda olabileceği gibi hiçbiri de görülmeden sessiz olarak hastalık ortaya çıkabilir. Hastanın yaşı arttıkça hastalık daha ağır seyreder. Küçük çocuklarda hiçbir belirti görülmeyebilir. Hepatit A genellikle 3-6 hafta sürer, ancak bazı olgularda altı aya kadar devam eden uzun süreli ya da kötüleşerek tekrarlayan semptomlar olabilir.Hastalık süresince çok uzun süre yatakta kalınması ve buna bağlı olarak işgücü kaybında artış söz konusudur. Tam düzelme 6 ay kadar sürebilir.

Korunma Yolları Nelerdir?

Tam olarak temizliğinden emin olunmayan suyu içmeyin ve bu sudan oluşan buzu kullanmayın. Aynı tehlike bu su ile diş fırçalarken de söz konusu olabilir. Soyulmamış meyvelerin, salataların, haşanmamış sebzelerin yıkanmadan yenmemesi ve çiğ deniz mahsüllerinden sakınılması gerekir. Sokaklarda temizlik kurallarına dikkat edilmeden hazırlanmış yiyecek ve içeceklerin yenilmemesi gerekir. Tüm bu önlemlere rağmen Hepatit A riski altında olabilirsiniz. Korunmanın en kesin ve güvenli yolu aşılanmaktır.

Hepatit A Nasıl Bulaşır ?

Kan yoluyla ve yakın temasla (kan dışındaki vücut sıvıları: tükürük, ter, cinsel organ sıvıları) bulaşır. Derideki bir çatlak yada açık yara ile temas eden bir damla kan yada tükürük bile hastalığın bulaşması için yeterli olabilmektedir. Taşıyıcı anneden bebeğine de doğum esnasında bulaşabilir. En önemli ve yaygın bulaşma yolu korumalı da olsa cinsel ilişkidir, çünkü ter ve tükürük gibi vücut sıvılarıyla dahi geçişeri olabilmektedir.

Hepatit A Risk Grupları Hangileridir ?

Çocuk yuvaları, kreşler ve okullarda bulunan çocuklar ve buralarda görevli personel.
Eşcinseller.
Yüksek endemik yerlere seyahat edenler.
Sağlık çalışanları, laboratuvar personeli.
Askeri personel.
Hapishanede bulunanlar ve görevliler.
Yakınları Hepatit A hastalığı geçirenler.
Aşçılar ve gıda sektöründe çalışanlar.

Hepatit B

Hepatit B bulaşıcı bir hastalıktır ve ülkemizde çok önemli bir sağlık sorunudur.Türkiye'de bugün her 3 kişiden yaklaşık 1'i Hepatit B virüsü ile karşılaşmıştır. Yine her 10 kişiden 1'i Hepatit B virüsünü taşımakta ve bulaştırmaktadır. Hastaların % 75-80 inde herhangi bir belirti vermeksizin gelişir, taramalarda ve kan bağışlarında yapılan tetkiklerde tesadüfen tespit edilir. Kuluçka süresi 2-6 ay arasında değişmektedir.

Virüsün İzlediği Yol:

1. Kişinin bağışıklık sistemi kuvvetli ise vücudunda virüse karşı antikorlar oluşur ve hastalık oluşmaz.

2. Bu koruyucu antikorlar, eğer ki yeterli düzeye ulaşamazsa kişi taşıyıcı olarak kalır ve potansiyel virüs saçıcı olarak etrafında risk oluşturur.

3. Kişide koruyucu antikorlar hiç oluşamaz, vücut yeniktir, karaciğer enzimleri yüksektir, kişi hastadır, hızla karaciğer yetmezliğine gider veya hastalık yıllara yayılır zamanla karaciğer yetmezliğine ya da kansere dönüşür.

Hepatit B Nasıl Bulaşır ?

Kan yoluyla ve yakın temasla (kan dışındaki vücut sıvıları: tükürük, ter, cinsel organ sıvıları) bulaşır. Derideki bir çatlak yada açık yara ile temas eden bir damla kan yada tükürük bile hastalığın bulaşması için yeterli olabilmektedir. Taşıyıcı anneden bebeğine de doğum esnasında bulaşabilir. En önemli ve yaygın bulaşma yolu korumalı da olsa cinsel ilişkidir, çünkü ter ve tükürük gibi vücut sıvılarıyla dahi geçişleri olabilmektedir.

Hepatit B Risk Grupları Hangileridir ?

Hepatit B'li anneden doğan bebekler,
Ev içinde Hepatit B hastası yada taşıyıcısı olanlar,
Birden fazla kişi ile cinsel ilişkisi olanlar,
Eşcinseller,
Kan ve kan ürünleri kullananlar,
Hemodiyaliz hastaları,
Damar içi ilaç bağımlıları,
Sağlık personeli,
Toplu halde bulunulan yerlerde (Okullar, kreşler, kışlalar, yurtlar, huzurevleri v.s.)
Yaşayanlar risk gruplarını oluştururlar.

Hastalıklarınızın çözümü için COSMİC bitkisel karışım tabletlerini deneyiniz.

Hepatit C

Hepatit C viral yoldan bulaşan hepatitler arasında kan yolu ile en sık bulaşan tiptir. Bu sebeple özellikle kan nakli ve kan ürünleri ile edinildiğinin bilinmesi oldukça önemlidir. Belirtileri hafif olarak algılanabilir yada farkında olmadan geçirilebilir. Genel olarak küçük çocuklarda belirtisiz seyreder. Ancak daha büyük çocuklarda yetişkinlerde bazi belirtiler görülür. 6 aydan daha fazla sürede devam eden hepatit C ile oluşan hepatit durumu kronikleşmiş hepatit C hastalığıdır. Özellikle küçük çocuklarda belirti vermeden gider. Ancak daha ileri yaşlardaki bireylerde bazı belirtiler olabilir

Kronik Hepatit C Belirtileri :

Sebat eden bir halsizlik
Hafif-orta derece karın ağrısı

Siroz belirtileri: vücutta kırmızı damar lekeleri ki bunlara spider (örümcek) denir. Avuç içersindeki kızarıklıklar, karında şişlik, el ve ayaklarda ödem ve şişlik gibi belirtileri olan karaciğer de fibrozla giden çok ciddi bir hastalıktır.

Korunma Yolları Nelerdir?

Olası infeksiyöz materyale bulaşmış iğne batmaları veya sivri uçlu alet yaralanmalarından kaçınmak; eldiven, maske gibi koruyucu gereçler kullanmak
Damar içi ilaç kullanmamak, eğer kullanılacaksa tek kullanımlık iğne ucu veya şırınga kullanmak
Gerektikçe el yıkamak
Traş bıçağı, diş fırçası, tırnak makası gibi şahsi eşyaları paylaşmamak
Korunmasız cinsel ilişkide bulunmamak
Kontamine yüzeyleri 1/10 sulandırılmış çamaşır suyu ile temizlemek
Kesik, yanık ve diğer açık yaraları bandaj ile kapamak
Dövme piercing, akupunktur, sünnet, kulak deldirme, diş tedavisi gibi risk taşıyan girişimleri sağlıklı ve steril şartlarda yaptırmak

Hepatit C Nasıl Bulaşır ?

Kan ve kan ürünleri ile geçebilmektedir. Ayrıca uyuşturucu kullananlarda iğnelerden bulaşması dolayısıyla yaygın görülür. Ayrıca tüm sağlık çalışanları hepatit C içinde riskli bir gruptadır. Sağlık çalışanlarına yine iğne batması ve diğer tıp ekipmanı ile bulaşması söz konusudur.

Cinsel İlişki İle Bulaşır mı?

Doğal olarak akla gelen hepatit C nin cinsel ilişki ile geçip geçemediği sorusudur? Hepatit C cinsel yolla bulaşır, ancak bu olasılık son derece düşüktür. Tek eşli çiftlerde bu olasılık daha da zayıftır. Ancak çok eşli , cinsel yolla bulaşan hastalığı olan ve AİDS li kişilerde cinsel yolla bulaşma olasılığı yüksektir. Ayrıca organ nakli sırasında hepatit C geçme olasığıda çok yüksektir. Ancak özellikle kan nakli ve organ nakillerinde kan ve organlar hepatit C yönünden taranmaktadır. Bu da hastalığın yayılmasını önlemektedir.

Hastalıklarınızın çözümü için COSMİC bitkisel karışım tabletlerini deneyiniz.

Hepatit D, E, G

Hepatit D virüsü yalnızca hepatit B virüsü ile birlikte görülebilen bir enfeksiyondur. Çünkü çoğalmak için Hepatit B virüsüne ihtiyaç duyar. Hepatit B infeksiyonunun kliniğini hızlandırır ve ağırlaştırır. Hepatit E Hepatit A virüsüne benzer şekilde feko-oral yolla bulaşır, kronikleşmez ancak gebelerde %20 oranında ölümcül seyretmektedir.Türkiye'de taşıyıcılığı % 5 civarındadır

Hepatit G Karaciğerde enfeksiyon etkeni olan hepatit etkeni virüslerden biri olan hepatit G virüsü yeni bulunmuş (laboratuarda yeni tespit edilmiş) bir viral hepatit virüs türüdür.

Korunma Yolları Nelerdir?

Olası infeksiyöz materyale bulaşmış iğne batmaları veya sivri uçlu alet yaralanmalarından kaçınmak; eldiven, maske gibi koruyucu gereçler kullanmak,
Damar içi ilaç kullanmamak, eğer kullanılacaksa tek kullanımlık iğne ucu veya şırınga kullanmak
Gerektikçe el yıkamak
Traş bıçağı, diş fırçası, tırnak makası gibi şahsi eşyaları paylaşmamak
Korunmasız cinsel ilişkide bulunmamak
Kontamine yüzeyleri 1/10 sulandırılmış çamaşır suyu ile temizlemek
Kesik, yanık ve diğer açık yaraları bandaj ile kapamak
Dövme piercing, akupunktur, sünnet, kulak deldirme, diş tedavisi gibi risk taşıyan girişimleri sağlıklı ve steril şartlarda yaptırmak

Nasıl Bulaşırlar ?

Hepatit D Damardan uyuşturucu kullananlarda, hemofilili hastalarda ve homoseksüellerde bulaşma riski ve görülme sıklığı oldukça yüksektir. Anneden bebeğe geçme çok nadir olarak görülür.
Hepatit E özellikle Asya'nın bir kısmı ve Afrika da görülen bu oral-fekal yani ağız dışkı yolu ile geçiş göstermektedir.
Hepatit G'nin kan ve kan ürünleri ile bulaştığı yönünde yayınlar son 5-10 yıl içinde çeşitli kliniklerce yayınlanmıştır.
Hepatit G virüsünün bulaşmasını engellemek için kan ürünlerine uygulanan ve virüsü etkisiz hale getirecek yöntemlerin oldukça başarılı olduğu söylenebilir

Uygulama Şekli

Uygulama Şekli

Kaynatılmış Su ile Lavman Uygulamasi
16/12/2008 - 16:03

(Dr. N. Walker)
Yatmak üzere iken kaynatılan 2 Lt Su sabaha kadar beden isisina gelene kadar soğutulur. İki ÇORBA kaşığı limon suyu ve elma sirkesi ilave edilir. İncelikle bu karişimin yarim litresi, lavman setinin torbasina doldurulur. Lavman setinin hortumunun ağzina ve anüse hafifçe vazelin - krem veya zeytin yağı sürülüp sonra anüse sokulur. Lavman setindeki suyun kalin bağirsağa dolmasi beklenir. Dolduktan sonra minimum 5 dakika su kalin bağirsakta bekletilir. Erken peristaltik hareket refleksi oluşursa boşaltim yapilir. Daha sonra hazirlanan karişimin iki litresi lavman setine doldurulur ve lavman işlemi için hazirlanilir.

Bu aşamada diz üstü durulur ve öne yere doğru eğilinir. Hortum ve anüs kremlenerek hazirlanir. Lavman seti, içindeki suyun rahatça kalin bağirsağa akmasi için 1-1,5 m. yükseğe asilir. Diz üstü durumda lavman setinin hortumu anüse yerleştirildikten sonra dirseklerin üzerine eğilerek alin yere değecek şekilde baş ve beden öne doğru yatirilir.

Şekil 1

Lavman setindeki bütün suyun kalin bağirsağa dolmasi beklenir. Daha sonra duruş pozisyonu hiç bozulmadan, lavman seti anüsten çikarilir. Bu işlemden 1 dakika sonra vücut önce sağ tarafa 5 dakika yatirilir. Sonra sirt üstü yatarak bacaklar yukari doğru kaldirilir ve suyun kalin bağirsağin dibine doğru gitmesi sağlanir.

Bu konumda mümkün olduğu kadar durulduktan sonra boşaltim yapilir.
Bu yöntem yılda iki kez tekrarlanmalıdır. Lavman uygulaması yılın her zamanı yapılabileceği gibi, en uygun zamanı ilkbaharın mart, nisan aylarıdır. Uygulama zamanı ay takviminde ayin hareketine göre ayarlanır.

2- Lavman Uygulamasi Zamani
Kalin bağirsak temizleme için her mevsim uygundur. En uygun zaman ilk ve sonbahar mevsimleridir. Ay dolaşiminin insan üzerindeki biyoritmik etkisine göre, kalin bağirsak temizleme için en uygun zaman yeni ay başlangicindan dolunay oluncaya dek geçen zamandir. Kalin bağirsaği temizlemek için sabahlari 05-07 saatleri arasi veya akşam güneşin batişindan sonraki zaman tercih edilmelidir.
Lavman ve detoks ile Kozmik Beden Temizliği uygulaması 7 gün her sabah 5-7 arası yapılır. Aksi bi durumda aksama yaşanırsa veya iş durumunuza bu saat uymuyorsa akşam güneş batınca yapılabilir.

7. gün beden ısıtılır , mümkünse hamama gidilir , Karaciğer , Safra ve Kalın bağırsak , Böbrek , Dalak , Akciğer ve Pankreas ısıtılır. Saat 20:00 den sonra önceden hazırlanmış özel saf 1 bardak 150 gr. Zeytin yağı yudum yudum 20 dk gibi bi sürede 1 bardak 150 gr.taze sıkılmış limon suyuyla birlikte 1yudum zeytin yağı 1yudum limon şeklinde veya karıştırılarak yudum yudum içilir.

Sonra nefes teknikleri yani burnun sol tarafından nefes alıp tutup biraz bekledikten sonra sağından verilir daha sonra aynı işlem sağdan alınıp beklenip soldan verilerek bu işleme 20 dk devam edilir.bu hareket diz üstünde namaz şeklindeki gibi oturularak yapılır.

Not: Alveo bulamayan veya kullanmayanlar sadece belirtilen terkipli suylada temizlik yapabilirler.

Bu sırada karaciğer ve karın bölgesine termoform konularak sıcak tutulur.Bu pozisyonda önce yarım saat sağ tarafa sonra sol tarafa dönerek Termoformla ısıtma devam ettirilerek uyunur.

8.yani pazartesi günü sabah Dolunay günün sabahı 05-07 arası yukarıda tarif edildiği şekli ile Sulu lavman seti ile detoks yani arınma yapılarak Kozmik Beden temizliği tamamlanmış olur.

8. gün ve sonraki günlerde yemek düzenine , saatine , şekline ve türüne dikkat ederek beslenmeli daha çok hayvansal gıdalardan uzak Sebze , Meyve yenmeli ve suları içilmelidir.

8. gün tam bir boşaltma yapılmadığını düşünenler ve diğerleri 9. gün sabahı da Lavman yapabilirler…

Program (kozmik beden temizliği)

Program (kozmik beden temizliği)

16/12/2008 - 16:14

Aşağıda açıklanan detoks uygulaması sağlıklı yaşam için bir tavsiye niteliğindedir.

Her hangi bir tedavi maksadı gütmez. Akut rahatsızlığı olan, şeker-diabet hastaları, kalp-damar rahatsızlığı yaşayan kişiler uygulamamalıdırlar.

Diğer uygulayıcı kişiler ise, hekimlerine danışarak yine hekim kontrolünde uygulamalıdırlar.

1. Gün
4 Nisan 2009 Cumartesi - Başlangıç


05-07 saatleri arası sulu Lavman-Detoks
07-09 Meyve – Sebze suyu + Yağ (1 tatlı kaşığı zeytinyağı (COSMIC Alfa, Soya, Spirulina, Zencefil ürünlerini, karaciğer rahatsızlığı olanların Enginar, kilo fazlalığı olanlar Piren’li Bitkisel Karışım veya Yeşil Çay’ı detoks sırasında bedenden kaybolan unsurları tamamlamak için kullanmaları önerilmektedir. Alfa ve Soya’dan her öğünden önce 2şer tablet, Spirulina ve Zencefil’den her öğünden sonra 2şer tablet alınması tavsiye edilir.)
12-14 Her türlü az haşlanmış mevsiminde sebze, meyve ve salatalar (Az yenilmesi tavsiye edilir)

18-19 Salata (Az yenilmesi tavsiye edilir)

Saat 09:00 - 19:00 arası her türlü sıkılmış meyve suları ve çaylarıyla birlikte fındık, ceviz, üzüm, hurma tüketilebilir.

2. Gün
5 Nisan 2009 Pazar

05-07 saatleri arası sulu Lavman-Detoks

07-09 Meyve – Sebze suyu + Yağ (1 tatlı kaşığı zeytinyağı (COSMIC Alfa, Soya, Spirulina, Zencefil ürünlerini, karaciğer rahatsızlığı olanların Enginar, kilo fazlalığı olanlar Piren’li Bitkisel Karışım veya Yeşil Çay’ı detoks sırasında bedenden kaybolan unsurları tamamlamak için kullanmaları önerilmektedir. Alfa ve Soya’dan her öğünden önce 2şer tablet, Spirulina ve Zencefil’den her öğünden sonra 2şer tablet alınması tavsiye edilir.)
12-14 Her türlü az haşlanmış mevsiminde sebze, meyve ve salatalar (Az yenilmesi tavsiye edilir)
18-19 Salata (Az yenilmesi tavsiye edilir)

Saat 09:00 - 19:00 arası her türlü sıkılmış meyve suları ve çaylarıyla birlikte fındık, ceviz, üzüm, hurma tüketilebilir.

3. Gün
6 Nisan 2009 Pazartesi

05-07 saatleri arası sulu Lavman-Detoks
07-09 Meyve – Sebze suyu + Yağ (1 tatlı kaşığı zeytinyağı (COSMIC Alfa, Soya, Spirulina, Zencefil ürünlerini, karaciğer rahatsızlığı olanların Enginar, kilo fazlalığı olanlar Piren’li Bitkisel Karışım veya Yeşil Çay’ı detoks sırasında bedenden kaybolan unsurları tamamlamak için kullanmaları önerilmektedir. Alfa ve Soya’dan her öğünden önce 2şer tablet, Spirulina ve Zencefil’den her öğünden sonra 2şer tablet alınması tavsiye edilir.)
12-14 Her türlü az haşlanmış mevsiminde sebze, meyve ve salatalar (Az yenilmesi tavsiye edilir)

18-19 Salata (Az yenilmesi tavsiye edilir)

Saat 09:00 - 19:00 arası her türlü sıkılmış meyve suları ve çaylarıyla birlikte fındık, ceviz, üzüm, hurma tüketilebilir.

4. Gün
7 Nisan 2009 Salı

05-07 saatleri arası sulu Lavman-Detoks
07-09 Meyve – Sebze suyu + Yağ (1 tatlı kaşığı zeytinyağı (COSMIC Alfa, Soya, Spirulina, Zencefil ürünlerini, karaciğer rahatsızlığı olanların Enginar, kilo fazlalığı olanlar Piren’li Bitkisel Karışım veya Yeşil Çay’ı detoks sırasında bedenden kaybolan unsurları tamamlamak için kullanmaları önerilmektedir. Alfa ve Soya’dan her öğünden önce 2şer tablet, Spirulina ve Zencefil’den her öğünden sonra 2şer tablet alınması tavsiye edilir.)
12-14 Her türlü az haşlanmış mevsiminde sebze, meyve ve salatalar (Az yenilmesi tavsiye edilir)

18-19 Salata (Az yenilmesi tavsiye edilir)

Saat 09:00 - 19:00 arası her türlü sıkılmış meyve suları ve çaylarıyla birlikte fındık, ceviz, üzüm, hurma tüketilebilir.

5. Gün
8 Nisan 2009 Çarşamba

05-07 saatleri arası sulu Lavman-Detoks
07-09 Meyve – Sebze suyu + Yağ (1 tatlı kaşığı zeytinyağı (COSMIC Alfa, Soya, Spirulina, Zencefil ürünlerini, karaciğer rahatsızlığı olanların Enginar, kilo fazlalığı olanlar Piren’li Bitkisel Karışım veya Yeşil Çay’ı detoks sırasında bedenden kaybolan unsurları tamamlamak için kullanmaları önerilmektedir. Alfa ve Soya’dan her öğünden önce 2şer tablet, Spirulina ve Zencefil’den her öğünden sonra 2şer tablet alınması tavsiye edilir.)
12-14 Her türlü az haşlanmış mevsiminde sebze, meyve ve salatalar (Az yenilmesi tavsiye edilir)
18-19 Salata (Az yenilmesi tavsiye edilir)

Saat 09:00 - 19:00 arası her türlü sıkılmış meyve suları ve çaylarıyla birlikte fındık, ceviz, üzüm, hurma tüketilebilir.

6. Gün
9 Nisan 2009 Perşembe

05-07 saatleri arası sulu Lavman-Detoks
07-09 Meyve – Sebze suyu + Yağ (1 tatlı kaşığı zeytinyağı (COSMIC Alfa, Soya, Spirulina, Zencefil ürünlerini, karaciğer rahatsızlığı olanların Enginar, kilo fazlalığı olanlar Piren’li Bitkisel Karışım veya Yeşil Çay’ı detoks sırasında bedenden kaybolan unsurları tamamlamak için kullanmaları önerilmektedir. Alfa ve Soya’dan her öğünden önce 2şer tablet, Spirulina ve Zencefil’den her öğünden sonra 2şer tablet alınması tavsiye edilir.)

Saat 09:00 - 19:00 arası her türlü sıkılmış meyve suları ve çaylarıyla birlikte fındık, ceviz, üzüm, hurma tüketilebilir.

Bugüne mahsus olarak;
Gündüz bedeni ısıtma, hamam
Akşam saat 20.00'den sonra yağ limon karışımı içilir - 1 su bardağı saf sızma zeytinyağı(yaklaşık 150-200 cc ve 1 su bardağı taze sıkılmış limon suyu - yaklaşık 150-200 cc)
Akşam saat 21.30 nefes egzersizi uygulaması
Akşam Saat 22.00 den sonra hemen yatış
Not: Temizliğin son gününde rahat boşaltım yapılabilmesi, akşamki yağ ve limon uygulaması ile boşaltımın kolay yapılabilmesi için bugün içerisinde bir şey yememeniz tavsiye edilmektedir.

7. Gün
10 Nisan 2009 Cuma

05-07 saatleri arası sulu Lavman-Detoks (çıkan maddelerin kontrol edilip mümkünse görüntülenmesi)
07-09 Meyve – Sebze suyu + Yağ (1 tatlı kaşığı zeytinyağı (COSMIC Alfa, Soya, Spirulina, Zencefil ürünlerini, karaciğer rahatsızlığı olanların Enginar, kilo fazlalığı olanlar Piren’li Bitkisel Karışım veya Yeşil Çay’ı detoks sırasında bedenden kaybolan unsurları tamamlamak için kullanmaları önerilmektedir. Alfa ve Soya’dan her öğünden önce 2şer tablet, Spirulina ve Zencefil’den her öğünden sonra 2şer tablet alınması tavsiye edilir.)
12-14 Her türlü az haşlanmış mevsiminde sebze, meyve ve salatalar (Az yenilmesi tavsiye edilir)

18-19 Salata (Az yenilmesi tavsiye edilir)

Saat 09:00 - 19:00 arası her türlü sıkılmış meyve suları ve çaylarıyla birlikte fındık, ceviz, üzüm, hurma tüketilebilir..
- Normal yemeğe yavaşça geçilebilir.

8. Gün
11 Nisan 2009 Cumartesi

-Önceki gün yapanlara bedeni daha iyi temizlemek için bugünde detoks yapmaları tavsiye edilir.
- Normal yemeğe yavaşça geçilebilir.

9. Gün
12 Nisan 2009 Pazar


-Önceki gün yapanlara bedeni daha iyi temizlemek için bugünde detoks yapmaları tavsiye edilir.
- Normal yemeğe yavaşça geçilebilir.

Not : Detoksun son günü yani 7. günü 8'e bağlayan gecenin sabahındaki sulu set ile lavman yapamayanlar için İngiliz tuzu (magnezyum sulfat) ile temizlik yapılabilir . Uzman doktor kontrolünde yapılmalıdır.
Not: Zaruret hali dışında ve tansiyon hastaları, mide rahatsızlıkları , kalp damar rahatsızlıklarında doktor kontrolunda yapılması tavsiye edilir.
Yapma şekli; 30-45 gr tuz, 300gr bardak suda geceden eritilir sabahleyin 05:00-07:00 arası beden ısısında içilir arkasından 500gr portakal suyu yarı yarıya normal suyla sulandırılmış olarak beden ısısında içilir.buda gün içinde detoks etkısı gosterecektir.bu sebeple pazartesi gun insanların ihtiyatlı ve detoks arınma yapabilecek mahallerde bulunmaları önerilir.çünkü gün içinde boşaltım ishal şeklinde ve zaman zaman olacaktır.

Not:

Bu temizlik- detoks- arınma ile bedenden kaybedilen faydalı unsurları telafi için ve COSMIC Alfa Alfa, Soya, Spirulina ve kilo alma ve vermede sorun yaşayanlar için Piren’li Bitkisel Karışım Besin Destek Ürünleri ve Yeşil çay BESİN DESTEK ÜRÜNLERİNİ kullanmaları önerilir.

Detoks sırasında COSMIC BESİN DESTEK ÜRÜNLERİNİ kullanmaları halinde temizlenmiş olan bedene çok daha etkili ve tesirli olacak; kalın barsak, karaciğer, safra kesesi, akciğer, böbrek, pankreas ve dalak temizliği için katkı sağlayacaktır. Beden temizliği sırasında COSMIC BESİN DESTEK ÜRÜNLERİNİ kullanmadığınız takdirde daha sonra bu organlarınızdan kaynaklanan rahatsızlıklar için COSMIC BESİN DESTEK ÜRÜNLERİNİ kullanmanızı tavsiye ederiz.

- Salatalarınıza elma sirkesi koyarak yemeniz kan yağlarının tanzimlenmesine, kolesterol ve toksinlerin bedenden atılmasında artı bir katkı sağlayacaktır. Elma sirkesi bedenimize uygun, en faydalı sirkedir.

- Her gece yatmadan önce bir bardak kaynar suya bir kaşık elma sirkesi katarak içilmesi kan yağları, kolesterolü dengelemek, ödem ve şişleri azaltmak ve zayıflamak için kullanılması tavsiye edilir.

- Her gece 2’şer 3’er adet kuru incir, kara erik(mürdüm) ve kuru siyah kayısı suda yumuşatılarak yenilmesi tavsiye edilir.

- Kozmik Beden Temizliğini yapamayanlar ve hasta, yaşlı olanlar uzman, hekim kontrolünde yapmaları tavsiye edilir.

- Detoks süresi boyunca istediğiniz kadar su tüketebilirsiniz. Günde 10 bardak kadar bitki çayını isteğinize göre bal ve limonla tatlandırarak içebilirsiniz.

- Her gün bir avucu geçmeyecek şekilde, bitki çaylarıyla birlikte doğal olmak kaydıyla kuru yemiş incir, kayısı, fındık, ceviz, badem tüketebilirsiniz.

- Temin ettiğiniz aynı lavman setini 1 hafta kullanabilirsiniz.

- Detoks boyunca hiçbir şekilde konsantre gıda (salça, bisküvi, konsantre meyve suları, sucuk, salam vs.) tüketmemelisiniz.

Sadece İlk 4 gün bir dilim çavdar, kepek yulaf ekmeği yenilebilir.